Kütüphaneyi Yakıp Yapay Zeka Eğitmek

"Parasını verdiysen kitabı tarayıp yapay zekâ eğitebilir misin?"
Birkaç yıl önce biri bana bunu sorsaydı muhtemelen "Tabii ki hayır." derdim.
Bugün ise Amerikan mahkemeleri tam tersini söylüyor.
Asıl ilginç olan da bu değil.
Asıl ilginç olan, aynı mahkemenin korsan indirilen kitaplar söz konusu olduğunda tarihin en büyük telif hakkı tazminatlarından birine hükmetmesi.
Yani mesele, yapay zekânın kitaplarla eğitilmesi değil.
Mesele, o kitapların nereden geldiği.
Son iki yıldır ABD'de sessiz sedasız devam eden Bartz v. Anthropic davası, bana göre üretken yapay zekâ çağının en önemli telif davalarından biri.
Anthropic'i zaten çoğumuz Claude'dan tanıyoruz.
Fakat şirketin perde arkasında yaptığı şey, bugün kullandığımız modeller kadar dikkat çekici.
Claude'u eğitmek için devasa bir dijital kütüphane oluşturuyorlar.
Bu kütüphane ise iki farklı kaynaktan besleniyor.
İlk yöntem oldukça klasik.
Şirket milyonlarca fiziksel kitap satın alıyor.
Sonra bu kitapları tek tek tarıyor, aranabilir dijital dosyalara dönüştürüyor ve fiziksel nüshaları elden çıkarıyor.
İkinci yöntem ise çok daha tartışmalı.
LibGen ve PiLiMi gibi korsan arşivlerden milyonlarca kitabı indirerek dijital koleksiyonunu büyütüyor.
İşte dava tam da burada başlıyor.
Mahkemenin verdiği karar beklediğimden çok daha net.
Satın alınan kitapların dijitalleştirilmesi...
...ve bu kitaplarla yapay zekâ modelinin eğitilmesi...
adil kullanım (fair use) kapsamında değerlendiriliyor.
Yargıcın mantığı oldukça basit.
Bir kitabı satın aldıysan onu kendi kullanımın için dijital ortama taşıman yeni bir ihlal oluşturmuyor.
Üstelik model eğitimi de mahkemeye göre "olağanüstü derecede dönüştürücü" bir kullanım.
Yani kitaplar okunmuyor.
Kitaplardan yeni istatistiksel ilişkiler öğreniliyor.
Bu yüzden eğitim sürecinin telif hakkını ihlal etmediği sonucuna varılıyor.
Fakat aynı mahkeme korsan kitaplar konusunda tamamen farklı düşünüyor.
LibGen'den indirilen milyonlarca kitabın oluşturduğu merkezi arşiv, hiçbir şekilde meşru kabul edilmiyor.
Yargıç bunu oldukça sert ifadelerle açıklıyor.
Bir içeriği korsan edinmiş olmanız, daha sonra onu farklı bir amaçla kullanmanız nedeniyle hukuka uygun hâle gelmiyor.
Kısacası...
Yapay zekâyı neyle eğittiğiniz kadar, o veriyi nasıl elde ettiğiniz de hukuken belirleyici.
Bu ayrımın bedeli ise oldukça ağır oldu.
Anthropic, yaklaşık 1,5 milyar dolarlık anlaşmayla davayı kapattı.
Bu rakam yalnızca teknoloji sektörünün değil, Amerikan telif hakkı tarihinin de gördüğü en büyük ödemelerden biri.
Anlaşma yaklaşık 482 bin kitabı kapsıyor.
Hak sahiplerinin büyük çoğunluğu sisteme başvurusunu tamamlamış durumda.
Kitap başına ortalama ödeme ise yaklaşık 3 bin dolar seviyesinde.
Bu rakam, klasik telif davalarında uygulanan yasal asgari tazminatın birkaç katı.
Üstelik anlaşma yalnızca geçmişte kullanılan eğitim verilerini kapsıyor.
Yani gelecekte yapay zekâ çıktıları nedeniyle doğabilecek yeni davaların önü tamamen kapanmış değil.
Bu karar bana tek bir şeyi gösteriyor.
Yapay zekâ şirketlerinin artık "veri bulduk, kullandık" diyebileceği dönem bitiyor.
Verinin kaynağı artık model kadar önemli.
Çünkü aynı kitabı satın alıp kullanmanızla...
...onu korsan indirmeniz arasında milyarlarca dolarlık fark oluşabiliyor.
Bence bu dava gelecekte OpenAI, Meta, Microsoft ve diğer büyük yapay zekâ şirketlerinin karşılaşacağı davalar için de önemli bir referans olacak.
Artık tartışma "AI eğitim yapabilir mi?" sorusundan çıkıp "AI eğitim verisini nasıl elde etti?" sorusuna dönüşüyor.
Ve bu, sektörün belki de en kritik paradigma değişimi.
Türkiye açısından da konu ilginç.
Çünkü bu anlaşma büyük ölçüde ABD telif sistemi içinde kayıtlı eserleri kapsıyor.
Türkçe eserlerin veya ABD'de kayıtlı olmayan birçok uluslararası çalışmanın aynı korumadan nasıl yararlanacağı henüz belirsiz.
Yani küresel ölçekte ortak bir telif standardı hâlâ oluşmuş değil.
Muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl boyunca Avrupa'dan Asya'ya kadar birçok ülke bu soruya kendi hukuk sistemi içinde cevap vermeye çalışacak.
Ben bu davayı tek bir cümleyle özetliyorum.
Yapay zekâ çağında artık önemli olan yalnızca ne bildiğiniz değil, o bilgiyi nereden aldığınız.
Ve görünen o ki...
Bir kütüphane kurmanın maliyeti, artık rafları nasıl doldurduğunuza göre hesaplanıyor.
