Bu şirketler, yönettikleri büyük sermaye birikimleri üzerinden aldıkları standart %2'lik yönetim ücreti sayesinde, fonladıkları şirketlerin başarılı olup olmamasından bağımsız olarak yılda yaklaşık 1 milyar dolar gelir elde edebiliyor.
Bu yapısal değişim, en güçlü yatırımcıları piyasa sorumluluğundan ve destekledikleri şirketlerin uzun vadeli finansal sağlığından kopardığı için kritik bir önem taşıyor.
Dash, bu "risk sermayesi sonrası" (post-venture) dönemindeki firmaların, bir şirket henüz gelir elde etmeden veya halka arz (IPO) aşamasına gelmeden kâr kaydedebilmek için esnek düzenlemelerden yararlandığını belirtiyor.
Kendi fonları arasında yatırım satışı yapma veya doğrudan kuruculardan hisse alma gibi yöntemler, gerçek inovasyon yerine dijital hizmetlerin niteliksizleşmesini ve veri merkezleri gibi yapay zeka altyapılarının agresif bir şekilde genişlemesini teşvik ediyor.
Bu dönüşümün etkisi, emeklilik fonlarından ve bireysel emeklilik hesaplarından sermaye sağlanması nedeniyle kamu maliyesine ve siyasi haritaya kadar uzanıyor.
Örneğin, Andreessen Horowitz firmasının politikaları etkilemek amacıyla mevcut ara seçim döneminde 115 milyon dolardan fazla bağış yaptığı ifade ediliyor.
Dash, yeni dönem risk sermayesinin artık girişimler için finansal bir yakıt olmaktan ziyade, denetleyicileri ve kamu iradesini devre dışı bırakmak üzere tasarlanmış bir siyasi makine işlevi gördüğünü vurguluyor.