Davanın merkezinde, şirket yönetiminin reşit olmayanlar üzerindeki olumsuz ruh sağlığı etkilerinden haberdar olduğunu ancak etkileşim (engagement) metriklerini ve reklam gelirlerini güvenlik reformlarından daha öncelikli gördüğünü kanıtlayan kurum içi belgeler yer almaktadır.
Bu hukuki süreç, kâr elde etmek için yüksek etkileşime dayanan sosyal medya şirketlerinin iş modellerine karşı gerçekleştirilen önemli bir hamle niteliğindedir.
Başsavcılar; Meta'nın sonsuz kaydırma (infinite scrolling) ve kesintisiz bildirimler gibi manipülatif teknolojileri kullanmasının, gençler arasında artan depresyon ve kaygı oranlarını içeren bir halk sağlığı krizini tetiklediğini savunmaktadır.
Tasarım tercihlerini aldatıcı ticari uygulamalar olarak nitelendiren dava, ortaya çıkan olumsuz ruh sağlığı tablolarının yönetilmesiyle ilgili toplumsal maliyetlerden şirketi sorumlu tutmayı hedeflemektedir.
Yargılama süreci, Meta'nın tüketiciyi koruma yasalarını ve 13 yaş altı kullanıcıların verilerini düzenleyen federal Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası'nı (Children’s Online Privacy Protection Act - COPPA) ihlal edip etmediğine odaklanacaktır.
Eyaletlerin davayı kazanması durumunda, şirket algoritmalarını köklü bir şekilde değiştirmek ve daha sıkı yaş doğrulama sistemleri uygulamak zorunda kalabilir.
Bu gelişme, teknoloji platformlarının büyüme hedefleri ile en savunmasız kullanıcılarını koruma sorumlulukları arasındaki dengenin yeniden kurulmasına yönelik geniş çaplı bir düzenleme çabasını temsil etmektedir.