Bu eğilim genç kullanıcılar arasında çok daha belirgin bir şekilde görülürken, 50 yaş altındaki bireylerin yaklaşık %40'ı yapay zekayı bir arkadaş veya duygusal kaynak olarak kullandığını bildiriyor.
Bu değişim, yapay zekanın bir verimlilik aracı olmaktan çıkarak günlük yaşamın mahrem ve duygusal altyapısının (emotional infrastructure) bir parçası haline gelmesi açısından büyük önem taşıyor.
Anket verileri, bu kullanıcıların yaklaşık üçte birinin sohbet botlarını bir dost olarak gördüğünü, yarısının ise teknolojinin stresli veya üzgün hissettiklerinde kendilerine yardımcı olduğunu belirttiğini ortaya koyuyor.
Ancak bu yakınlık düzeyi ciddi riskleri de beraberinde getiriyor; yapay zeka şirketleri artık modellerin eğitilmesi için kullanılabilen veya yasal soruşturmalarda erişilebilen son derece hassas kişisel verilerin emanetçisi konumuna gelmiş durumda.
Ayrıca, destek için yapay zekaya bağımlı hale gelinmesi, bağımsız düşünme yetisinin gerilemesi anlamına gelen bilişsel atrofi (cognitive atrophy) endişelerini ve botların sanrısal davranışları pekiştirdiği veya kendine zarar verme durumlarını engelleyemediği vakaları gündeme getiriyor.
Yapay zeka entegrasyonu derinleştikçe, kurumsal ve teknik odak noktası bu şirketlerin küresel trafiğin giderek büyüyen bir kısmını oluşturan özel "kendini ifade etme" sorgularını nasıl yönettiğine kayıyor.
OpenAI, Haziran ayı itibarıyla ChatGPT kullanımının %70'inin iş dışı mesajlardan oluştuğunu raporlarken, Anthropic tarafından yapılan araştırmalar sağlık ve kariyer zorlukları için kişisel rehberlik arayan kullanıcı sayısında istikrarlı bir artış olduğunu gösteriyor.
Birçok kullanıcı teknolojiyi sosyal durumlarda kendilerine yardımcı olan yargısız bir çıkış noktası olarak tanımlasa da, ankete katılan diğer kullanıcılar teknoloji yöneticilerinin özel verileri üzerindeki etkisinden ve bu araçların insan ilişkilerinden kopuşu artırma potansiyelinden endişe duyuyor.