Ayrıca, bu sürümlerin yalnızca yüzde 1,1'i lansman sırasında veya öncesinde somut güvenlik bulguları sunarken, kullanıma sunulan sistemlerin yüzde 94,9'unun güvenlik metrikleri açısından tamamen belgesiz kaldığı belirlendi.
Bulgular, hızlanan ABD-Çin teknolojik rekabetinin ortasında resmi söylem ile fiili dağıtım uygulamaları arasında giderek açılan farka dikkat çekiyor.
Çin Siber Uzay İdaresi'nin Çerçeve 3.0 belgesi gibi resmi politika metinlerinde kontrol kaybı gibi riskler açıkça kabul edilse de araştırma, merkezi hükümetin bağlayıcı sınır testleri yerine hızlı dağıtıma öncelik verdiğini belirtiyor.
Pekin, son kullanıcıya yönelik tüketici uygulamalarında süreç odaklı ve katı yükümlülükler uygulasa da sınır modellerin eğitilmesine yönelik işlem gücü eşiğine bağlı hiçbir güvenlik şartı getirmiyor.
Bu ortam, yerli laboratuvarlar arasında biyolojik riskler, tehlikeli kabiliyetler ve siber saldırı değerlendirmelerini düzenli olarak geri plana iten rekabetçi bir fiyatlandırma ve dağıtım yarışını körüklüyor.
Yayımlanmış güvenlik değerlendirmelerindeki bu eksiklik, Şanghay Yapay Zeka Laboratuvarı ve Çin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Akademisi gibi yerli uzman araştırma kurumlarının teorik güvenlik çerçeveleri oluşturmasına rağmen devam ediyor.
Analize göre, bu kurumlar sürece katılımı zorunlu kılacak veya rakip modelleri denetleyecek herhangi bir yasal yaptırım yetkisine sahip değil.
Sonuç olarak, Çinli teknik bilim insanlarının dağıtım öncesi lisanslama, işlem gücü sınırları ve bağlayıcı kapatma kontrolleri yönündeki önerileri yürürlüğe girmezken, yerel sektörün sınır güvenlik önlemleri yerine hızlı teknolojik gelişmeyi öne çıkaran devlet doktrini doğrultusunda hareket etmeyi sürdürdüğü görülüyor.