Bu geçiş, telekomünikasyon devinin yapay zekanın bilgiyi işlemek için kullandığı temel metin veya kod birimleri olan tokenlardan günde 45 milyar adet gibi devasa bir hacmi yönettiği bir dönemde gerçekleşiyor.
Bu dönüşümün temelinde maliyetleri kontrol etme ve tek bir teknoloji sağlayıcısına bağımlı kalmaktan (vendor lock-in) kaçınma arzusu yatıyor.
AT&T, yalnızca büyük tedarikçilerin pahalı ve kapalı kaynaklı sistemlerine güvenmek yerine açık modelleri kullanarak yapay zeka uygulamalarını kendi bulut altyapısında veya verinin kullanıcıya daha yakın olduğu ağın uç (edge) noktalarında çalıştırabiliyor.
Bu esneklik; müşteri hizmetleri etkileşimlerinin özetlenmesi veya yazılım kodu oluşturulması gibi belirli görevlerin, mevcut en uygun maliyetli ve doğru ölçekli modelle eşleştirilmesine imkan tanıyor.
Şirket, bu karmaşık yapıyı yönetmek için çalışan taleplerini en verimli modele yönlendiren Ask AT&T adlı dahili bir platformu ağ geçidi olarak kullanıyor.
Bu sistem, yapay zeka yeteneklerini tüm iş gücüne yayarken güvenliğin korunmasını sağlıyor.
AT&T yüzde 80 hedefine yaklaşırken, bu hamle kurumsal sektörde dijital altyapıyı besleyen özel yazılımlar üzerinde daha fazla şeffaflık ve özerklik kazanmaya yönelik genel eğilimi yansıtıyor.