Hükümet bu dönüşümü desteklemek amacıyla, 15 yaşındaki öğrencilerin fabrika zeminlerini giderek daha fazla devralan makineleri kodlamayı ve bu makinelerin bakımını yapmayı öğrendiği Hangzhou Technician Institute gibi devasa mesleki okullar açıyor.
Bu otomasyon hamlesi, resmi tahminlere göre 2035 yılına kadar nüfusun üçte birinden fazlasının 60 yaşın üzerinde olacağı Çin'in yaklaşan demografik krizi için kritik bir çözüm niteliği taşıyor.
Hükümet, insan emeğini günde 24 saat çalışabilen makinelerle değiştirerek, önümüzdeki on yıl içinde 60 milyon kişi azalması beklenen iş gücüne rağmen endüstriyel üretkenliği korumayı hedefliyor.
Ancak bu geçiş, imalat sektöründe istihdam edilen 120 milyon kişi için önemli riskler barındırıyor; zira değişimin çok hızlı gerçekleşmesi, fabrika maaşlarına bağımlı olan kesimler için yaygın iş kayıplarını ve ekonomik istikrarsızlığı tetikleyebilir.
Rekabet avantajını korumak isteyen Çin, makineleri programlamak için gereken yapay zekayı (artificial intelligence) hızla geliştirmek amacıyla şirketlerin yazılım kodlarını paylaştığı "açık kaynak" (open-source) yaklaşımından yararlanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri şu anda robotlar için gelişmiş yapay zeka sistemleri geliştirmede lider olsa da Çin, mühendislerin donanım bileşenlerini haftalar yerine saatler içinde tedarik etmesine olanak tanıyan üstün bir üretim ekosistemine sahip.
Elektrikli araç üreticisi Leapmotor gibi şirketlerin belirli atölyelerde yüzde 100'e yakın otomasyona ulaşmasıyla birlikte süreç, bu yeni teknolojik "üretici güçlerin" gelecek nesil için yeni yüksek teknoloji rolleri mi yaratacağı yoksa geleneksel geçim kaynaklarını mı ortadan kaldıracağı tartışmasını beraberinde getiriyor.