Veriler, vakaların yüzde 57’sinin anonim yabancılardan ziyade akranlar veya aile üyeleri gibi çocukların halihazırda tanıdığı kişileri içerdiğini göstermesi bakımından kritik bir önem taşıyor.
Dijital altyapının tasarımı ve işlevselliğinin bu risklere zemin hazırladığını vurgulayan bulgulara göre, istismarın yaklaşık yüzde 60’ı başlıca sosyal medya platformlarında, yüzde 14’ü ise çevrimiçi oyunlarda gerçekleşiyor.
UNICEF, faillerin güven inşa etmek veya rıza dışı görselleri yaymak için genellikle özel mesajlaşma özelliklerini ve sahte hesapları kullandığını bildiriyor.
Bu dijital zararların sonuçları oldukça ağır; teknoloji aracılı istismara maruz kalan çocukların intihar düşüncesi veya kendine zarar verme davranışı bildirme olasılığı akranlarına kıyasla dört kat daha fazla iken Mexico ve Pakistan gibi belirli bölgelerde bu riskler daha da yüksek seyrediyor.
UNICEF, bu sistemsel zafiyetleri gidermek için teknoloji şirketlerine, daha sıkı gizlilik korumaları ve etkili istismar tespit yöntemleri uygulayarak dijital platformları tasarım yoluyla daha güvenli (safer by design) hale getirme çağrısında bulunuyor.
Rapor, çocukların nereye başvuracaklarını bilememeleri veya sosyal damgalanmadan korkmaları nedeniyle vakaların yüzde birden azının yetkililere bildirildiğini not ediyor.
Bu doğrultuda kuruluş, koruma yükümlülüğünü çocuklardan alıp etkileşim kurdukları dijital alanları yöneten paydaşlara devrederek daha güçlü hükümet düzenlemeleri ve bir sorumluluk değişimi yapılmasını savunuyor.