Elektrik kullanımıyla ilgili endişelere özellikle karşı çıkan Trump, birçok tesisin kamu elektrik şebekesinden faydalanmak yerine kendi özel güç santrallerini inşa ettiğini savundu.
Bu destek, veri merkezlerinin devasa enerji ihtiyaçları nedeniyle birkaç eyalette her iki partiden de yoğun bir muhalefetle karşılaştığı bir dönemde geldi.
Texas, Pennsylvania ve New York valileri yakın zamanda kısıtlamalar veya moratoryumlar (moratoriums) getirirken, bazı yetkililer teknoloji şirketlerinin yerel toplulukların desteğini alamadığını öne sürdü.
Trump’ın tutumu, bu inşayı ulusal güvenlik için stratejik bir zorunluluk olarak nitelendiriyor ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yapay zeka geliştirmede Çin'e karşı şu anda önemli bir üstünlüğe sahip olduğunu iddia ediyor.
Bu büyümeyi kolaylaştırmak adına Trump yönetimi, şebeke dışı güç santrallerini belirli hava kalitesi programlarından muaf tutan bir EPA kılavuzu da dahil olmak üzere çevresel düzenlemeleri gevşetme yoluna gitti.
Aynı zamanda yönetim, genel abonelerin maliyetlerinin artmasını önlemek amacıyla veri merkezi operatörlerinin ihtiyaç duydukları spesifik altyapı için ödeme yapmalarını gerektiren Tarife Mükellefini Koruma Taahhüdü (Ratepayer Protection Pledge) adlı bir politikayı teşvik ediyor.
Bu gelişmeler, her iki partiden adayların teknoloji yatırımlarının ekonomik faydaları ile kaynak tüketimine ilişkin yerel endişeleri tarttığı bir ortamda siyasi kampanyaları giderek daha fazla etkiliyor.